Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın

J. Tanizaki

Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako’dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra “kırık bir çanak” bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo’nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili’yi.İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrılmıştır ve dâhil olduğu yaşamların karanlık köşelerinde gezinmeye başlar mektupla birlikte.

Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.

Yoğun tutkuların, tuhaf arzuların ve ince bir melankolinin ustası Tanizaki’nin Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın’ını Sinan Ceylan Japonca aslından çevirdi.

“Tanizaki en gözde yazarlarımdandır. Aşkı ve aşkın sapkın yönlerini anlatır kitapları.”

-Henry Miller

 

“Tanizaki, muhteşem bir yazar.”

-Haruki Murakami

KİTAPTAN ALINTI

Geceleri daima Şozo’nun yanında uyur, sabahları bütün yüzünü yalayarak onu uyandırırdı. Soğuk havalarda yastıkla yorganın arasındaki boşluktan içeri sızar, aşağılara kadar sokularak rahatça uyuyabileceği yeri aranır, adamın göğsüne yaslanır, onun kasıklarına kadar iner veya sırtına yaslanırdı. Bir yerde karar kıldığında, az sonra sanki rahatı kaçmış gibi pozisyonunu değiştirirdi. En sevdiği pozisyon ise Şozo’nun koluna kafasını yaslayıp göğsüne sokularak yüzüne karşı uyumaktı muhtemelen. Ama en küçük bir kıpırtıda bile rahatı kaçar, daha rahat bir yer bulmak için yerini değiştirirdi. Böylece Lili ne zaman yatağa girse, Şozo nazikçe tek kolunu yastık niyetine uzatıp mümkün mertebe az hareket ederek uyur hale gelmişti. Boşta kalan koluyla kedilerin sevilmekten en çok hoşlandıkları yer olan boyun bölgesini okşar, Lili de buna memnuniyetle mırıldanarak yanıt verir, heyecanını belli etmek için parmağını ısırır, elini yavaşça tırmalar veya salyasını bırakırdı.