Séraphita

Honore de Balzac

"Çoğu kez insana, daha önce içinde yaşadığı hataların tam karşıtı olan erdemleri edinmesi için bütün bir hayat daha gerekir."

İnsanlık Komedyası'nın bugüne dek Türkçede eksik kalmış mistik temel taşlarından biri olan bu romanda, bazen Séraphita isimli zarif bir genç kıza, bazense Séraphitus adlı genç bir erkeğe dönüşen meleksi ve göksel kahraman; ruh, Tanrı, inanç, kadın ve erkek ilişkileri hakkındaki fikirleriyle iki yüz yıla yakın bir süredir insanlığı büyülüyor.

Balzac'ın, tıpkı ilk sayfalarda harikulade bir anlatımla bahsettiği o zor iklimleri ve yüksek tepeleri aşan okuyucularını metafizik bir şölenle ödüllendirdiği Séraphita, bambaşka bir Balzac'la tanışmak ve büyülenmek isteyenler için, İsmet Birkan'ın çevirisiyle ilk kez Türkçede...

"Séraphita benim ustalık eserim olacaktır. Bir Goriot Baba her gün yazılabilir ama Séraphita gibi bir yapıt bir ömürde ancak bir kez ortaya çıkar."
Balzac

"Özellikle Séraphita beni her zaman derinden etkilemiş, hattâ rahatsız etmiştir."
Carlos Fuentes

"Balzac ideal güzelliğe hiç bu kadar yaklaşmamıştı."
Theophile Gautier

"Benim bugüne dek çevirdiğim en sıra dışı ve ilginç metin..."
İsmet Birkan

Kitap Üzerine Yazılar

"İnsanlık Komedyası"nın Göğe Açılan Kapısı, Burcu Bayer, SabitFikir:
http://sabitfikir.com/elestiri/%E2%80%9Cinsanlik-komedyasi%E2%80%9Dnin-goge-acilan-kapisi

KİTAPTAN ALINTI

"Kuşkularınız yukarıdan aşağı iniyor, her şeyi kucaklıyor, amacı da araçları da… Fiziksel dünya açıklanamaz
görünüyorsa, manevi dünya Tanrı’ya karşı daha da fazla kanıt sunuyor. O zaman ilerleme nerede? Her şey tekâmül hâlindeyse, niçin daha çocukken ölüyoruz? Niçin hiç olmazsa milletler bile varlıklarını sürdüremiyor?
Tanrı’dan çıkmış ve Tanrı’da içerilen dünya durağan mı? Bir tek defa mı yaşıyoruz? Ebediyen mi yaşıyoruz? Eğer bilgisi bize verilmemiş olan “Büyük-Her Şey”in yürüyüşü içinde sürüklenerek bir kez yaşıyorsak, o zaman
canımız ne isterse onu yapalım! Ebedî isek, boş verelim, bırakalım ne olursa olsun! Yaratık, geçiş anlarında
var oldu diye suçlu tutulabilir mi? Büyük bir dönüşüm ânında günah işledi diye, dönüşümün kurbanı olduktan
sonra bir de cezaya mı çarptırılacak?

Nerede kaldı ilahi iyilik, bizi hemen mutlu diyarlara koyamıyorsa, ve tabii böyle yerler varsa? Nerede kaldı Tanrı’nın öngörü yetisi, bizi tabi tuttuğu sınavların sonucunu bilmiyorsa? Bütün dinlerin insana sunduğu o alternatif: Ya gidip ebediyen bir kazanda kaynamak; ya da beyaz giysiler içinde, elinde hurma dalı, başının çevresinde bir hale, bahçelerde gezinmek. Bu pagan uydurması, bir Tanrı’nın son sözü olabilir mi?"