Gözyaşları ve Azizler

Cioran

Gözyaşları ve Azizler, İsmail Yerguz’un çevirisiyle ilk kez Türkçede. Kitabın 1937'deki ilk basımında yer alan, fakat daha sonra yine Cioran tarafından çıkaralan bölümlerden yapılan bir seçki ile birlikte...

CIORAN, bir inanç krizinin sonucu olan Gözyaşları ve Azizler’de, insanın derinliklerine, hatta uçurumlarına iniyor ve kendi deyimiyle gözyaşlarının kaynağını araştırıyor. Orada azizler ve azizelerle birlikte Bach’ı, Mozart’ı, Van Gogh’u, Dostoyevski’yi, Rilke’yi, Mevlâna’yı ve Şems’i buluyor. Sonra acının, ölümün, yalnızlığın, şüphenin ve umutsuzluğun doruklarına ulaşıyor yeniden. Belki de bu yüzden, tüm çelişkileri ve aşırılıklarıyla "Cioran’ın en çok Cioran olduğu kitap" olarak tanımlanıyor Gözyaşları ve Azizler.

“Ben hiç ağlamadım çünkü gözyaşlarım düşüncelere dönüştü. Ve düşünceler gözyaşları kadar acı vermez mi,” diye soran Cioran’ın Gözyaşları ve Azizler’ini İsmail Yerguz’un çevirisi ve Cioran’ın yarım asır sonra “acımasızca budadığı” kısımlardan oluşan bir seçki ile birlikte sunuyoruz.

 

Kapak tasarım (Jaguar Kitap için): Jenny Volvovski

Kitap Üzerine Yazılar

    KİTAPTAN ALINTI

    “Müzisyen” tanımım: Tüm duyularıyla duyan insan. Bach’ın ikinci eşi Anna Magadelana, kocasının gözleriyle ilgili çarpıcı bir izlenimini şöyle kaydetmişti günlüğüne: "Onun gözleri, dinleyen gözlerdi."

    Hatta şöyle devam etti: “Matthäus-Passion’daki Ah Golgotha’yı bestelediği sırada odasına girmiştim. Genellikle sakin ve pembe yüzü neredeyse kapkara kesilmiş ve gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Beni fark etmedi bile. Yavaşça dışarı çıktım ve kapının ardında ağlamaya başladım.” Bach’ın müziği ilahi bir tecellinin aracıdır. Orada duygular yoktur, gözyaşlarıyla birbirlerine bağlanmış Tanrı ve dünya vardır sadece.