Vahşi Hayat

Richard Ford

Sarf etmek istemeyeceğiniz bazı sözcükler vardır, mühim sözcükler, parçalanmış hayatların sorumlusu tutulabilecek sözcükler, mahvolmaması gereken ve mahvolmasını kimsenin istemediği ama mahvolmuş bir şeyi onarmaya çalışan ve yine de onaramayan sözcükler. Tüm gördüklerimi babama anlatmak ya da tek kelime etmeyeceğime dair bana güvenebileceğini anneme söylemek bu türden sözcükleri gerektiriyordu; büyük resimde hiçbir işe yaramayacağı için hiç söylenmemesi daha iyi olan sözcükleri.

On altı yaşındaki Joe Brinson anne babasıyla Montana’nın Great Falls şehrine taşınır. Babası Jerry, iş adamlarının rağbet ettiği bir golf kulübünde, annesi Jeanette ise bir yüzme okulunda eğitmen olarak iş bulurlar. Fakat Jerry golf kulübündeki işini kaybeder. Bu sırada Kanada sınırına yakın dağlık bölgedeki ormanlarda, yerleşim yerlerini tehdit eden bir yangın başlar. Jerry Brinson, Great Falls’taki makûs talihlerini döndürmek için gönüllü olarak yangın söndürme ekibine katılır, fakat işler istediği gibi gitmeyecektir; zira başka bir yangın da evlerine doğru çoktan ilerlemeye başlamıştır.

Amerikan edebiyatının yaşayan en büyük isimlerinden biri olan Richard Ford’un yazarlık yaşamındaki kilit eserlerden Vahşi Hayat, İpek Şoran’ın çevirisiyle…

“Ford, Hemingway’in ilk dönemlerini anımsatır. Çoğu yazar bu mukayeseden sağ çıkamaz; Ford hariç. Vahşi Hayat bu açıdan daimî bir yere sahiptir.”
-Peter S. Prescot

    KİTAPTAN ALINTI

    Benimle ya da bir başkasıyla değil kendi kendine konuşuyor olsa da karşılığında bir şey söylemek istedim. Babama bunları anlatmayı düşünmüyordum, istemiyordum da. Ama son konuşan da olmak istemiyordum. Çünkü ne dersem diyeyim annem beni duymamış gibi sessiz kalacaktı ve ben –artık onlar her neyse– kendi sözcüklerimle yaşamak zorunda kalacaktım, belki de sonsuza dek. Ve sarf etmek istemeyeceğiniz bazı sözcükler vardır, mühim sözcükler, parçalanmış hayatların sorumlusu tutulabilecek sözcükler, mahvolmaması gereken ve mahvolmasını kimsenin istemediği ama mahvolmuş bir şeyi onarmaya çalışan ve yine de onaramayan sözcükler. Tüm gördüklerimi babama anlatmak ya da tek kelime etmeyeceğime dair bana güvenebileceğini anneme söylemek bu türden sözcükleri gerektiriyordu; büyük resimde hiçbir işe yaramayacağı için hiç söylenmemesi daha iyi olan sözcükleri.