Zihin ve Evren

Thomas Nagel

"Bilincin varlığı dünyayla ilgili hem en bildik hem de en şaşırtıcı şeylerden biridir. Onu beklenen bir şey olarak değerlendirmeyen hiçbir doğa düzeni açıklaması, eksiksiz bir çerçeve çizdiği iddiasında bile bulunamaz. Ve eğer fen bilimi, hayatın kaynağı hakkında ne söylerse söylesin, bizi bilinç konusunda aslında karanlıkta bırakıyorsa, dünya hakkında temel anlaşılabilirliği sağlayamamış olacaktır. Düzenin neden bu şekilde olduğunun akla uygun farklı bir resmi olmalıdır ve bu resim fiziksel dünyayı da içermelidir, çünkü problem zihinle sınırlandırılamaz."

Zihin felsefesinin yaşayan en büyük isimlerinden biri olmasının yanı sıra, farklı felsefi disiplinlerde de söz sahibi olan Thomas Nagel, şimdiden bir klasik haline gelen son kitabında zihin, bilinç ve bunlara bağlı olarak "değer" gibi kavramların tanımlanmasında Neo-Darwinci yaklaşımın açıklamalarıyla yetinip yetinemeyeceğimizi sorarken, diğer görüşlerin argümanlarını da cesurca işin içine sokarak zihin açıcı bir zihin sorgulamasına girişiyor.

1974 yılında yayımlanan ve zihin felsefesi alanında geçen yüzyılın en etkili metinlerinden sayılan "Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?" makalesinin de kitabın sonunda -ek olarak- yer aldığı Zihin ve Evren'i Özge Çağlar Aksoy çevirdi.

KİTAPTAN ALINTI

Düşüncenin her alanında en nihayetinde düşünceyle sınanan, başkalarının karşıt fikirleriyle düzeltmeye tabi tutulan, hayal gücüyle değiştirilen ve alternatiflerle karşılaştırılan yargılarımıza dayanmamız gerekir. Antirealizm her zaman varsayıma dayanan bir olasılıktır: Doğru hakkında belli bir alanda belli sonuçlara bu şekilde, belki de diğer alanlarla bir noktada birleşerek, ulaşma eğilimimizden daha fazlası olup olmadığı
sorusu her zaman sorulabilir. Sorunun cevabı bazı durumlarda, dilbilgisi ya da görgü kurallarında olduğu gibi, hayır olabilir. Bu nedenle fiziksel dünya ya da matematik, ahlak, veya estetik gibi belirli bir alanın, onlardan bağımsız bir doğruya göre davranma yönündeki girişimler olduğu yönündeki sezgisel inancın kesin olarak kanıtlanması imkansız olabilir. Çok güç olmakla birlikte haksız da olmayabilir.

Elbette ahlaki ve başka değer yargılarındaki doğrunun zihinden bağımsız olması hakkında karşıt öznelci açıklamalar da vardır. Bir çocuğun öldürülmesinin yanlış olduğu yargısına vardığımızda sofistike öznelciliğin söylememize izin verdiği şeylerden biri de bunun hiçbirimiz yanlış olduğunu düşünmesek bile yanlış olacağıdır, bu ikinci yargının da sonuçta davranışlarımıza dayanıyor olmasına rağmen. Ne var ki ahlaki yargıların dayanağı hakkındaki bu yarı realist, dışa vurumcu açıklamaların daha basit değer yargıları hakkındaki öznelci açıklamalardan daha akla yatkın olduğunu düşünmüyorum. Bu dış çerçeveler başlangıçtaki önermeyle aynı türdendir: Değer yargılarının kendi içlerinde doğru olabileceğini reddederler ve benim değer hakkında en iyi genel anlayışın bu olduğu yönündeki inancımla ters düşerler.

Değer hakkındaki realizmin doğruluğunu ortaya koyacak ya da çürütecek hiçbir kesin deney yoktur. Karşıt görüşlerin dayandığı noktalardan biri, Hume tarafından da kullanıldığı üzere, oldukça tartışmalıdır: Nesnel ahlaki doğruların sadece başka türde olgulara –fiziksel, psikolojik ya da mantıksal olgular– benzemeleri kaydıyla var olabilecekleri düşünülecek olursa, bu gibi doğruların söz konusu olmadığı açıktır. Ancak bu argümanın başarısızlığı nesnel ahlaki doğrular olduğunu kanıtlamaz. Realizm için kesin destek sadece değerlendirmeci ve ahlaki düşünce biçiminin sonuçlar üretmekteki verimliliği olabilir: Eskiden yaygın
olarak savunulan inançların düzeltilmesi ve zaman içinde yeni ve daha gelişmiş yöntem ve görüşlerin gelişmesi gibi. Bu gibi şeyler hakkında düşünürken ne yaptığımız hakkındaki realist açıklama sadece öznelci ya da sosyal-yapısalcı açıklamadan daha iyi bir açıklama olması kaydıyla inandırıcı olabilir, ve bu matematik, bilim, tarih, estetik ya da herhangi bir alanda olduğu gibi, her zaman göreceli bir soru ve yargılamaya dayalı olacaktır.

BİR AÇIKLAMA

Değerli okurlarımız,
Yoğun bir yayıma hazırlık sürecinin ardından raflarda yerini alan 18. kitabımız Zihin ve Evren’i okurlarımızla buluşturmanın sevincini gölgeleyen bir hata olduğunu fark ettik.

Kitabın bazı dipnotlarında “i” ve “l” harflerinin yan yana geldiği durumlarda “il” yerine “Δ şeklinde bir karakter çıkmış, “i” ve “o”nun yan yana geldiği durumlarda ise bu iki harf birleşerek “Ï” karakterini oluşturmuştur.

Bulmak istenirse, kitapta başka hatalar da bulunabilir elbette. Fakat sadece bazı dipnotlarda bulunan bu hata için tüm okurlarımızdan içtenlikle özür diler, söz konusu yanlışlıkların kitabın ikinci baskısında düzeltileceğini bildirmek isteriz.

Tüm dikkatimize rağmen oluşan bu "tuhaf" teknik hatadan ötürü okurlarımızın –göstereceklerini umduğumuz- anlayışı için teşekkür ederiz.

Jaguar Kitap