“Tuhaf yazar”dan tuhaf bir roman.
Büyük bir yazar, ilk kez Türkçede.
“Yazarların yazarı” William Maxwell ilk kez Türkçede.
Görkemli bir başyapıt
Puşkin Tepeleri, Ayşe Hacıhasanoğlu çevirisiyle…

Wittgenstein'ın Metresi

Ali Bulunmaz

David Markson'ın kaleminden çıkma "Wittgenstein'ın Metresi", "yeni bir dünyayı" eski bildiklerinden hareketle ve büyük bir kültürel "yükle" kurmaya çalışan Kate'in öyküsü. Markson, kitapta düşünürlerle ve sanatçılarla dolu bir dünyada ütopyasını gerçekleştirmeye uğraşan bir kadın portresi çiziyor. Huzursuz yolcunun 'sabuklamaları' Wittgenstein'ın Metresi, kafa karıştıran, hatta zihni allak bullak eden bir kitap. Bu iyi bir şey... En sonda söylenecek şeyi en başta söyledim. Çünkü konuya böyle girmek, kapağı çevirir çevirmez neyle karşılaşacağınızı bilmeniz babında önemli. David Markson'a tepeden bakanlar, Wittgenstein'ın ismini kullandı diye öfkelenenler ve "o isimden ekmek yiyecek" diye mırıldananlar olabilir, fark etmez. Zaten Markson'ın kapağa nal gibi Wittgenstein ismi koymasının simgesel bir anlamı var. Bir kere beyinden dile varan süreci ve ondan sonra ortalığa saçılan sözcükleri incelemeye bir ömür veren Wittgenstein'ın gölgesi bile -yerli yerinde kullanıldığı sürece- gider. Kitapta anlatılanların ötesinde belli başı bir hikâye var. Metin, tam elli dört kez reddedilmiş. Bu, büyük bir başarı öyküsü. Çünkü en azından o reddedişler kafası karışmayan, sayfalardakileri enine boyuna inceleyip anlamaya vakit ayırmayan yayıncıların varlığının kanıtı. Wittgenstein da kafa karıştırmamış mıydı? O da baba kitabında dünyayı, kendisinden sonra gelen bir başka düşünürün ifadesiyle "paranteze" almamış mıydı? Wittgenstein'ın Metresi de bu yolda ilerleyen bir kitap. Dünyayı paranteze alan bir ütopya. Üstelik sanatçıların kalabalıklaştığı ve dedikodunun tavan yaptığı koca bir metin. FECİ BİR BİLGİ BİRİKİMİ Elli dört kez reddedilen bu "dedikodu" toplamının kısa hikâyesini Markson, "editörler bu kitabın tek bir cümlesini bile anlamadığını itiraf etti" diyerek özetliyor. Wittgenstein'ın Metresi'nde "kendi kendine konuşan" Kate, dedikodunun yanı sıra yoğun entelektüel laflamalarla bizi karşılar. Kate'in kültürel hatırasını…

Vila-Matas, Seda Ersavcı'nın İspanyolca aslından çevirisiyle...

Bir Adam, Bir Kedi, İki Kadın

Junichiro Tanizaki

Bizim dindar ve fakir Papadiamantis’imiz

Sonia Mpaimpourntidou*   Kavafis’e göre Papadiamantis Yunan harflerinin azizidir ve…